Yazar adı: İlknur Kökçü

Merhaba! Ben İlknur Kökçü. Sosyoloji ve toplumsal cinsiyet eşitliği üzerine çalışıyorum. Akademik ilgi alanlarımı göç sosyolojisi ve dezavantajlı gruplar oluşturmakta. Bu doğrultuda da kendimi geliştiriyor, çeşitli kuruluşlarda gönüllülük yapıyorum; aynı zamanda münazara ile ilgileniyor, tiyatroya gitmeyi seviyorum.

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği

Müziğin Aktivizmi: Feminizmi Şarkılardan Dinlemek

Kültürel aktarım öğelerinden biri olan müziğin; insanın hayatındaki yeri, ona yüklenen anlamla eş değer konumlanmakta. Dilin kendini ifade ediş biçimiyle müziğin kendini anlatma biçimi aynı olmadığı gibi; dil ile aktaramadığın anlamı müzikle yansıtabilir, inşa edebilirsin. Bu anlam inşası, bir mücadele pratiği ve değişim odağı olan aktivizm içerisinde kullanıldığında ortak bir anlama ve eyleme dönüşür.

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği

Akademi: Yüksek Eşitsizlik Kurumu

Tarihte bilinen ilk akademi olan Platon’un Akademia’sından günümüze kadar geçen sürede akademi, bir bilim üretim ve yayım merkezi olarak kendini konumlandırmış, aydınlanmaya öncelik vermiştir. Bir kurum ve organizasyon olarak akademi; değişimlere, önemli dönüm noktalarına toplumsal zeminde hizmet etme misyonu edinmiştir. Fakat bu kurumsal organizasyonun içkin olarak barındırdığı birtakım hiyerarşiler ve eşitsizlikler her dönemde ve zamanda farklı düzeylerde kendisini hissettirmiştir.

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği

Mansplaining: Erbilmişlerin Ahkam Kesmesi

Gündelik etkileşimlerimizin bir parçası olarak sözlü ya da sözsüz iletişim kurmak, çeşitli diyaloglar içerisinde bulunmak; sosyal bir benliğe ve boyuta sahip olan biz insanlar için adeta kaçınılmaz bir durum. Bu kaçınılmazlık içerisinde kurduğumuz etkileşimlerin cinsiyetlendirilmiş bir yanının olduğunu ve normal olarak karşılanması beklenen çoğu iletişim biçiminin aslında cinsiyete dayalı bir hiyerarşiyle eril bir üstencilik barındırdığını söylemek mümkündür.

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği

Aydınlanmanın Eril Aklı: Matilda Etkisi

Aydınlanma çağı, aydınlanma düşüncesinin hakim olduğu bir dönem ve Ortaçağ’ın karanlık izlerini silme çabası olarak; 17.yy sonlarından 18.yy sonlarına kadar sürmüştü. Bu dönemde bilim insanları, eskinin bilinen doğrularını yerinden sarsıcı çeşitli bilimsel keşifler yapmaktayken, felsefi olarak geriye düşmüş dünyayı yeniden anlamlandırma çabasına girişmişlerdi.

Scroll to Top