STEM

STEM

Enerjiyi Yerde Ararken Gökte Bulmak

Yenilenebilir enerji kaynaklarından biri olan rüzgar enerjisinden faydalanma çok eski dönemlere kadar uzanmaktadır. Günümüzde ise bu enerjiyi daha verimli ve çok daha yüksek potansiyelli şekilde kullanmak konusunda ilerlemeler söz konusudur.

STEM

Kotlin’de List ve Array Mantığı

Merhabalar, Kotlin temelleri serimize kaldığımız yerden devam ediyoruz. Bugünkü yazımızda Kotlin’deki list ve array mantığına değineceğiz. Kotlin tarafında bir ya da birden fazla aynı tipte veriyi tutmak için Collections yapılarını kullanırız. Fakat biz bugün Android Development Resources for Educators dokümanında anlatıldığı gibi sadece list ve arraylerden bahsedeceğiz. List List’lerde elemanlara liste içerisindeki pozisyonları yani index değerleri aracılığıyla erişiriz. Değişkenler sıralı biçimdedir ve bir öğe liste içerisinde birden fazla kez bulunabilir. Google’ın bize sunduğu dokümanda da belirtildiği gibi kurallı bir cümle list’e örnek olarak gösterilebilir. Cümle kurallı olduğu için kelimelerin sırası önemlidir ve kelimeler sıralı bir şekildedir. Kotlin’de listeler mutable (değiştirebilir) ya da read-only (salt okunur) şeklinde olabilmektedir. Read-only listeler için listOf(), mutable listeler için ise mutableListOf() ifadelerini kullanacağız. Şimdi listOf() ile ilgili bir örnek yapalım. Şehir isimlerini sıralı bir şekilde cities adlı değişkenin içinde list yardımıyla tuttuk. Kodun çıktısı şu şekildedir: [İstanbul, Tekirdağ, Ankara, İzmir] Şimdi ise mutable bir liste örneği yapalım. Bu kod bloğunda ise iki farklı çıktı aldık. İlk çıktımız yukarıda yazmış olduğumuz kod bloğunun çıktısıyla aynıdır. Aradaki tek fark listemiz mutable yani değiştirilebilir bir liste olduğu için liste içinden eleman çıkarma işlemini gerçekleştirebildik. Bu yüzden kod hata vermedi ve ikinci çıktımız şu şekilde oldu: [İstanbul, Tekirdağ, İzmir] Daha önceki yazılarımızda val anahtar kelimesiyle tanımlanan bir değerin değiştirilemeyeceğinden bahsetmiştik. Fakat burada üzerinde değişiklik yaptığımız listeyi val anahtar kelimesiyle tanımladığımız bir değere atadık. Burada dikkat edilmesi gereken nokta şudur; listenin hangi değişkene atıfta bulunduğunu değiştiremeyiz ancak listenin içeriğinde değişiklikler yapabiliriz. Aynı liste üzerinde eleman ekleme ve index değerine göre silme işlemi de yapabiliriz. Onun da örneğini verelim. Arrays Diziler aynı tipte birden çok veriyi saklamamıza olanak sağlar. Verileri kolayca sıralamak ve içlerinde arama yapmak için diziler kullanılır. Dizilerin boyutları sabittir ve elementleri (eleman ya da verileri) mutable özellik gösterir. Ayrıca dizi içinde ekleme çıkarma işlemi yapılamaz fakat dizi elemanları üzerinde güncelleme yapılabilir. Bir dizi oluşturalım ve değer ataması yapalım. Colors adında boyutu 4 olan boş bir array tanımladık ve 0. index’ine blue kelimesini atadık. Dizi oluşturmak için bu yöntem kullanılacağı gibi diğer bir yöntem olan arrayOf() da kullanılabilir. Animals adında bir dizi oluşturduk ve içine bazı hayvan isimleri yazdık. Görüldüğü üzere index değerini kullanarak dizinin istediğimiz elemanına erişebiliriz. Aynı zamanda index değerini bildiğimiz bir elemanı başka bir elemanla da değiştirebiliriz. Bonus: Null Safety Yazımızı bitirmeden Kotlin’i oldukça ilgi çekici kılan bir özellikten bahsedelim: Null safety özelliği. Kotlin’de değişkenler default olarak boş tanımlanamaz (safe call operatörü kullanımı hariç). Null referans gösteren bir kod NullPointerException hatasına neden olacaktır. Bu hata önemli bir hatadır. Kotlin’de uygulamayı çökertmeden null olabilecek değişkenleri kolayca kontrol edip bu hatayı önleyebiliriz. Safe Call Operatörü Verinin tipinden sonra kullanılan (?) işareti değişkenin boş olabileceğini belirtmek için kullanılır.   Bugün genel hatlarıyla listelere, dizilere ve Kotlin’deki NullPointerException hatasına değindik. Bir sonraki yazıda ise fonksiyonlardan bahsedeceğiz. Sonraki yazıda görüşmek üzere.    

STEM

İlham Veren Bir Hayat Hikayesi: Özlem Türeci

Spor, sanat, bilim alanında kadınların başarılı olması sizlerde de bir gurur uyandırıyor mu? Kadınların toplum tarafından kendilerine dayatılan sosyal rollerin dışına çıkıp başardıkları her yeni şey beni hafiften bir gururlandırmıyor değil. Lise yıllarım Madam Curie’ye hayranlık içinde geçerken, yetişkinliğimde bu isimlere birisi daha eklendi: Özlem Türeci.

STEM

Kablosuz Ağların Annesi: Hedy Lamarr

Bir hayalin var ve hayalin bu dünyaya ait olamayacak kadar uçuk kaçık mı? En yakınlarına bile anlattığında gülüşmeler mi oluyor? Belki de “Sen iyice delirdin.” gibi imalarla karşılaşıyorsun. Çünkü kafandaki düşünce gerçekten de delice!  Bir de bu hayalin teknolojiyle ilgiliyse ve senin eğitimin ya da çalışma hayatın çok farklı bir alandaysa o zaman duyacakların daha da farklı bir boyuta geçebilir. “Sen de mühendis mi oldun başımıza?”, “Saçmalama öyle bir şeyin olması mümkün değil”, “Bence sen kendi işinle ilgilenmelisin…” Oysa günümüzde kullandığımız teknolojiye baktığımızda 100 yıl öncesi için her şey ne kadar da delice değil mi? İşte bu teknolojinin tamamını gelen eleştiriler ve içinde bulundukları imkansızlıklara rağmen pes etmeyen, inançları doğrultusunda hedefe ulaşmayı amaçlamış kahramanlara borçluyuz.  Bu süper kahramanlardan biri de Batman dünyasından tanıdığımız Kedi Kadın’dır. Kulağa tuhaf geliyor değil mi? Ama bahsettiğimiz kişi deri kıyafetler giyen Kedi Kadın değil, bu karakterin ortaya çıkmasında Bob Kane’e ilham veren Hedy Lamarr bizim süper kahramanımız.     Asıl adı Hedwig Eva Maria Kiesler olan Hedy, 9 Kasım 1914’te Avusturya’nın Viyana kentinde doğdu. 12 yaşındayken Viyana’da düzenlenen bir güzellik yarışmasını kazandı ve henüz 17 yaşındayken Geld auf der Strase adlı bir Alman projesi olan ilk filminde rol aldı. Metro Goldwyn Mayer stüdyosu onunla bir sözleşme imzaladı ve onu “dünyanın en güzel kadını” olarak tanıtmaya başladı. 28 yıl süren sinema kariyeri boyunca 30 filmde rol aldı.  Teknik bir eğitimi olmayan, yalnızca güzelliği ve sinemadaki başarısı ile tanınan bu kadın aynı zamanda bir mucitti. Film setindeyken çekim aralarında bile karavanında çalışmaları için araştırmalar yapmaya devam ediyordu. Evinde de gece uykusundan vazgeçerek çalıştığı bir laboratuvarı vardı. Bu çalışmalara olan ilgisi, küçük yaşlarında babasının onu yönlendirmesiyle başlamıştı. Birlikte matbaaların ya da farklı araçların nasıl çalıştığını inceleyip üzerinde konuşabilecekleri yürüyüşlere çıkıyorlardı. Babası onu henüz 5 yaşındayken müzik kutusunun nasıl çalıştığını anlayabilmek için içini açıp yeniden monte ederken bulmuştu. 1933 yılında Alman bir silah tüccarı olan Frits Mandl ile evlendi. Hedy için modern bir hapishane gibi olan bu evlilik fazla uzun sürmedi.  Hedy’nin tanımıyla, bu evlilikte kendi aklı ve hayatı olmayan bir oyuncak bebek gibiydi. Kocasının istediği her yere onunla birlikte gitmek zorundaydı. Kendisiyle ilgili olmasa da silahlar, savaş, askeri meselelerle ilgili sohbetlerde kocasının yanında olmalıydı. Tüm davetlere birlikte gittikleri için Hedy silah teknolojileri konusunda da ciddi anlamda fikir sahibi olmuştu.  Yahudi asıllı olan annesi 2. Dünya Savaşı sırasında Viyana’daydı ve Hedy onun ölmesinden endişeleniyordu. Annesini de Amerika’ya getirebilmek istiyordu fakat Nazi denizaltıları tüm gemileri bombaladığı için okyanusu geçebilmesi mümkün görünmüyordu. En büyük motivasyonu annesini kurtarmak olan Hedy, müttefik güçlere destek olmak için bir şeyler yapmak zorunda hissediyordu ve uzaktan kumandalı bir torpido sistemi tasarlamayı planlıyordu. Bu planını eşiyle katıldığı davetlerden birinde açıkladığında fikriyle dalga geçmişlerdi. Sinema oyuncusu güzel bir kadın böyle bir konu hakkında ne bilebilirdi ki? Böyle bir şeyin olamayacağını, olsa bile radyo dalgalarının takip edilebileceğini, hatta bu frekanslar çözülerek ters yönde kullanılabileceği için tehlikeli olacağını savunmuşlardı. Bu konularda düşünmeyi mühendislere ve askerî uzmanlara bırakmasını önermeyi de ihmal etmemişlerdi.     Hedy bu tepkilerden sonra düşünmekten ve hayal etmekten hiç vazgeçmedi, aksine daha azimli bir şekilde çalışmaya devam etti. Katıldığı bir davette piyanist ve yazar olan George Antheil ile tanıştı ve arkadaş oldu. Savaş ikisinin de ortak endişesiydi ve Lamarr, arkadaşına fikrinden bahsetti. Hedy Lamarr’ın silah teknolojileri hakkında bilgisi ile Antheil’in piyanoya olan teknik hakimiyeti bir araya geldi ve birlikte “Frekans atlamalı yayılı spektrum” teknolojisini geliştirdiler. Antheil bu sistemin tasarımında kendi kendine çalan piyanolarda bulunan rulolardaki 88 frekans arasında birbirini takip eden sinyallerden esinlenmişti. Bu sistem, bir sinyali yayınlamak için birden fazla radyo frekansı kullanıyor ve belli aralıklarla rastgele değişiyordu. Böylece bu sinyal Naziler tarafından sadece bir parazit gibi algılandığı için takip edilmesi de imkansızlaşıyordu. Lamarr ve Antheil, 1942 yılında buluşları için patent aldılar ama donanma bu sistemin kullanımına karşı çıktığı için kullanılmadı. Bu reddedilişin ardındaki en büyük sebep,  A.B.D vatandaşı olmasına rağmen aslen Avusturyalı olmasıydı. Sinemadaki başarısıyla ya da savaş tahvillerinin satışı için verdiği destekle bir Amerikalı olarak kabul edilen Lamarr, söz konusu icadı olduğunda aynı muameleyi göremedi. Fakat aradan 20 yıl geçip patent süresi bittikten sonra, ABD donanması 1962 yılında Küba’ya giden gemilerde bu sistemin güncellenmiş halini kullandı. Dolayısıyla Lamarr ve Antheil bu sistemle ilgili hiç para kazanamadılar.    1997’de The Electronic Frontier Foundation tarafından Pioneer Ödülü ile ödüllendirildiler. Fakat Antheil, 1959’da öldüğü için bunu göremedi. Lamarr ayrıca Invention Convention’ın Bulbie Gnass Spirit of Achievement Ödülü’nü alan ilk kadın oldu. Lamarr 2000 yılında ölmesine rağmen frekans atlama teknolojisini geliştirdiği için 2014 yılında Ulusal Mucitler Onur Listesi’ne girdi. Kimse ona inanmadığında hatta düşünceleriyle alay edildiğinde bile vazgeçmeyi hiç düşünmedi. Sonucun olumsuz olacağını bilse de fikrini hayata geçirebilmek için yılmadan çalıştı. Amacı çok para kazanmak ya da ünlü olmak değildi. O zaten ekonomik durumu iyi ve ünlü bir kadındı. İnandığı doğrular ve amaçları vardı ve bu yolda karşısına çıkan tüm engelleri aşmayı başardı. İşte bu onun sahip olabileceği en büyük zenginlikti. Zamanın şartları onu engelleyip başarısını yok saymıştı ama  transistörün ortaya çıkması ve daha sonra boyutunun küçülmesiyle Hedy’nin buluşu hem askeri hem de cep telefonu endüstrisi için çok önemli hale geldi. Lamarr ve Anthein’in bu icadından faydalanılarak günümüzün GSM, Wi-Fi ve GPS teknolojileri oluşturuldu.  Hedy Lamarr’ın öne çıkan farklı çalışmaları da vardı. Bir dönem sevgilisi olan, havacılıkla uğraşan Howard Hughes en hızlı uçağı geliştirmeye çalışıyordu. Hedy, balıklarla ve kuşlarla ilgili birer kitap alıp en hızlı balık ve en hızlı kuşları araştırdı. Bu inceleme sonucunda mevcut uçak kanatlarının fazlasıyla kare şekilli olmasının hıza engel olduğunu düşündü ve bulduğu en hızlı kuş ve balıkları Hughes’e gösterdi. Böylece uçaklardaki kanat yapısı değişti. Savaş sırasında askerlerin dönemin popüler içeceği olan kolaya ulaşamayacağını düşündüğü için bir çalışma yaptı ve bu çalışmasıyla sandoz olarak bildiğimiz suda çözünebilen tabletin üretilmesine de katkı sağladı. Ayrıca büyük ve karmaşık bir trafik lambası ağı üzerine de çalışması bulunmaktadır. Hedy Lamarr, şartlar ne olursa olsun vazgeçmemenin harika bir örneğidir bizim için. Teknik bir eğitimin olmasa da hayallerin/fikirlerin ciddiye alınmıyor olsa da sakın durma! Belki senin hayalin insanlığın bir yarasına çare olacak. Belki de gelecek tam da senin düşündüğün gibidir. Kendine inan ve hayal kurmaktan vazgeçme! Bir gün kendini pes etmek üzere hissedersen Kent M. Keith tarafından yazılan ve

STEM

EĞLENCELİ BİR DÜNYA: GAME TESTING

Game testing uzun zamandır ilgilendiğim, araştırdığım ve üzerinde çalıştığım bir test alanı. Gerek test süreçleri gerekse test teknikleriyle farklılıklar gösterdiği gibi, bu alanda çalışan ya da çalışmayı arzulayan test uzmanlarından da farklı yetkinlikler beklemektedir.

STEM, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği

STEAM Alanlarına Kadınların Katılımı ve STEAM Alanlarında Kız Çocukları

Günümüzde özellikle STEAM (Bilim, Teknoloji, Mühendislik, Sanat, Matematik) alanlarında kadınlar “erkek işi” olarak adlandırılan meslekleri tercih ederken çeşitli toplumsal kalıp yargılarla karşılaşmaktadır. Erkeklerin daha kolay iş bulduğu bu alanlarda, kadınlar da aynı başarıyı gösterebilecekken ya da göstermişken eşit temsile sahip değillerdir. Eşit temsilin olmadığı erkek egemen mesleklerin yer aldığı bu sektörler böylece kendini beslemekte ve erkek egemen bir alan olmaya devam edebilmektedir. Aslında kadınların bu alanlara katılımlarının arttırılması öncelikle küçük yaşta onlara neyi yapıp yapamayacaklarını söyleyen kalıp yargıların yıkılmasıyla sağlanabilir. Kız çocuklarının hayatını şekillendiren bu yargılar, onların eğitim hayatında ve meslek seçiminde verecekleri kararı etkiler konumdadır. Toplum beklentisinin fen, bilim ve matematik gibi alanlardan ziyade sosyal bilimlere yönelmesi yönünde olan kız çocukları bu konuda bir farkındalığa sahip olmadıkları dönemde yanlış yönlendirilmiş olmaktadırlar. Küçük yaştan itibaren oynayacağı oyundan seçeceği mesleğe kadar toplumsal beklenti doğrultusunda ilerleyen, belli sınırlar içinde kalan ve STEAM alanlarına teşvik edilmeyen kız çocukları bu sınırların dışına çıkmakta zorlanmakta ve çoğunluğu toplum tarafından konumlandırıldıkları alanlara yönelmektedir. Kız çocuklarının STEAM alanlarına yönelememesinin bir nedeni de alanların içerdiği meslek çeşitliliği konusunda bilgilerinin olmamasıdır. Sıklıkla bilim insanı ve mühendis olmakla özdeşleşen bu alanların okullarda tanıtımını yapmak meslek seçimlerinde ve bu alanlara kız çocuklarının katılımında büyük fayda sağlayacaktır. Eğitim hayatında eşit fırsata sahip olmayan kız çocukları ayrıca toplumsal yargılar nedeniyle sınırlı mesleklerle bağdaştırılmaktadır. Bu nedenle eğitim politikalarıyla kız çocuklarının STEAM alanlarıyla bağ kurmalarının teşvik edilmesi ve toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda farkındalık kazanmalarının sağlanması istediği alana yönelmek isteyen kız çocuklarının önündeki engellerin kalkmasında en önemli etken olacaktır. Verilen eğitimin her noktasında toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasının öneminden bahsedilmesi bütün çocukların toplumsal cinsiyet eşitliği bilincine sahip olarak yetişmesi hususunda da oldukça önemlidir. Bu konuda sadece çocukların değil ebeveynlerin ve öğretmenlerin de bilinçlenmesi, ilerlemek istediği yolu seçerken kız çocuklarının destek görmesini sağlayacaktır. STEAM alanlarında eğitim almış ve bu alanlarda çalışan kadınlar toplumsal cinsiyete dayalı olarak adaletsiz ve eşit olmayan davranış ve uygulamalarla karşılaşmaktadır. Toplumsal cinsiyet kalıplarına dayalı olarak kadınların üzerine konumlandırılmış roller, işe alım süreçlerinde ve çalışma hayatında işveren tarafından bir belirleyici olmaktadır. İş hayatında ise terfi, işten çıkarma ya da ücret konularında da toplumsal cinsiyete dayalı ayrımcılıkla karşılaşmaktadırlar. Bu alanlarda kadın istihdamının az olmasının nedeni yeterli eğitimi almış kadınların eksikliği değil, maruz kaldıkları eşitsizliklerdir. KAYNAKÇA Türkiye’de STEM Alanındaki Toplumsal Cinsiyet Eşitsizlikleri Araştırma ve İzleme Raporu https://etkiniz.eu/wp-content/uploads/2020/09/stem.pdf

STEM

Gerçeklikten Geriye Kalan Dünya: HİPER GERÇEKLİK

Hiper gerçeklik Fransız sosyolog ve filozof Baudrillard (1929-2007) tarafından ortaya atılan bir kuramdır. Jean Baudrillard’ın kuramına göre sanayi sonrası topluma artık hiper gerçeklik hakimdir. Artık dünyaya ilişkin bilgi ve anlayışımızın birincil kaynağı gerçekler değil, onun yerini almış işaretlerdir.

STEM

Gömülü Sistem 102: 10 Adımda Kendini Geliştir

Merhaba, bu yazımda gömülü sistemler üzerine kendimi geliştirirken aldığım tavsiyeler ile izlediğim yolları göz önüne alarak bir liste hazırladım. Hazırladığım listedeki adımlar; gömülü yazılım mühendisi, sayısal tasarım mühendisi, gömülü linux geliştirici ya da donanım tasarım mühendisi gibi alanlarda kendini geliştirmek isteyenler için hazırlanmıştır. İlgili alana göre düzenleyerek kendi çalışma programınızı oluşturabilirsiniz.

STEM

Adım Adım Veri Görselleştirme: Python Temelleri

Merhaba, veri görselleştirme serimizin ilk bölümünde genel olarak veri tiplerine göre görselleştirme tekniği seçimi ve bu teknikler sayesinde ne tür bilgiler sunabiliyor olduğumuzdan bahsetmiştik. Biraz da görselleri daha etkili hale getirebilecek ve bilgiyi daha güzel sunmaya yarayacak tüyolara değinmiştik. Şimdi serimizin ikinci bölümünde Python dilinde görselleştirme kütüphanelerinden yararlanarak bazı grafiklerin nasıl oluşturulduğuna dair basit örnekler sunuyor olacağız. Görselleri oluştururken kodlar içerisinde hangi parametreler hangi amaçla kullanılır ve görsele nasıl etki eder gibi konulara değineceğiz.

Scroll to Top